Örgün eğitim ne demek tarih ?

Emir

New member
Örgün Eğitim ve Toplumsal Faktörler: Cinsiyet, Irk ve Sınıf Bağlamında Derinlemesine Bir İnceleme

Merhaba arkadaşlar, bugün hepimizi doğrudan etkileyen ve bazen gözden kaçan önemli bir konuya değineceğim: Örgün eğitim ve sosyal faktörlerle olan ilişkisi. Örgün eğitim, çoğumuzun hayatının bir parçası olsa da, bu eğitim biçiminin tarihsel kökeni ve toplumsal yapılarla olan etkileşimi oldukça derindir. Eğitimin, cinsiyet, ırk ve sınıf gibi sosyal faktörlerle nasıl şekillendiğini incelemek, bu yapıyı daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Gelin, birlikte bu konuyu toplumsal eşitsizlikler ve normlar çerçevesinde derinlemesine analiz edelim.

Örgün Eğitim: Tarihsel Bir Perspektif

Örgün eğitim, belirli bir müfredat çerçevesinde, öğrencilere sistematik bir şekilde bilgi sunmayı amaçlayan bir eğitim türüdür. Bu eğitim, genellikle okullar aracılığıyla verilir ve bireylerin akademik gelişimlerini destekler. Ancak, örgün eğitimin tarihi ve gelişimi sadece bilgi aktarımıyla sınırlı değildir; aynı zamanda toplumun değerlerini, normlarını ve yapısını yansıtan bir mekanizmadır.

Sanayi devrimi ve endüstriyel toplumların yükselmesiyle birlikte, eğitim sistemleri de toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda şekillendi. Bu süreç, iş gücü ihtiyacını karşılamak için daha sistematik ve standardize edilmiş bir eğitim modeli gerektirdi. Ancak bu eğitim modeli, toplumun sadece belirli kesimlerine hitap etti. Örneğin, kadınlar, işçi sınıfı ve etnik azınlıklar, genellikle eğitimde eşit fırsatlar bulamadı.

Bu tarihsel bağlamda, örgün eğitim hem bireysel gelişim için önemli bir araç olmuş, hem de toplumsal sınıfların, cinsiyetlerin ve ırkların ayrımını pekiştiren bir sistem haline gelmiştir.

Cinsiyet: Kadınların Eğitimdeki Yeri ve Toplumsal Etkiler

Kadınların eğitimdeki yerini incelediğimizde, örgün eğitimin başlangıcından günümüze kadar olan süreçte büyük bir eşitsizlikle karşılaşıyoruz. 19. yüzyılda, pek çok toplumda kadınların eğitimi, toplumsal rollerine göre şekillendirildi. Kadınlar, genellikle ev işleri ve çocuk bakımı gibi geleneksel rollerle sınırlı tutuldu. Bu, eğitim sistemine de yansıdı ve kadınların bilimsel, matematiksel ve daha ‘erkeksi’ alanlara girmesi engellendi.

Günümüzde ise bu eşitsizlik hâlâ tam olarak ortadan kalkmış değil. Kadınların STEM (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik) alanlarında erkeklere göre daha düşük oranlarda yer alması, toplumsal cinsiyet normlarının eğitimdeki etkilerini gözler önüne seriyor. Toplumsal cinsiyetin eğitimdeki etkileri üzerine yapılan bir araştırma, erkeklerin genellikle daha fazla cesaretlendirildiğini ve daha fazla fırsat bulduklarını gösteriyor (Warren, 2017). Bu, kadınların eğitimdeki sosyal ve psikolojik engellerle karşı karşıya kalmalarına neden olabiliyor.

Kadınların empatik yaklaşımı, toplumsal ilişkilerde ve eğitimde daha fazla sosyal etkileşimde bulunmalarını sağlıyor. Bu, kadınların daha güçlü destek ağları kurmasına olanak tanırken, eğitim sistemindeki eşitsizliklerin etkilerini azaltmaya yönelik daha güçlü topluluklar oluşturmasına yardımcı olabilir. Ancak, bu tür toplumsal etkileşimlerin bazen akademik başarıyı gölgede bırakabileceğini de unutmamalıyız.

Irk: Eğitimin Renkli Yüzü ve Toplumsal Eşitsizlikler

Irk faktörü, örgün eğitimdeki eşitsizliklerin bir başka önemli boyutunu oluşturuyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde, ırk temelli ayrımcılık, eğitim sisteminde derin bir eşitsizlik yaratmıştır. 1954'teki Brown v. Board of Education davası, ayrımcılığın sona erdirilmesi gerektiğini vurgulasa da, günümüzde siyah ve Latin kökenli öğrencilerin hala düşük kaliteli okullarda eğitim aldıkları bir gerçektir. Bu öğrenciler, genellikle daha az kaynak ve fırsatla karşılaşırken, çoğunluk grubundaki öğrenciler daha iyi imkanlara sahip olurlar.

Bu durum, eğitimdeki ırk temelli eşitsizlikleri daha da derinleştirir. Araştırmalar, ırk ve sınıf faktörlerinin bir araya gelerek, özellikle düşük gelirli siyah ve Hispanik ailelerin çocuklarının eğitimde daha büyük zorluklarla karşılaştıklarını ortaya koyuyor (Kozol, 1991). Bu öğrenciler, daha az deneyimli öğretmenlerden eğitim alır, eski ve yetersiz okul binalarında öğrenim görürler. Bu eşitsizlik, sadece okulda değil, aynı zamanda sosyal yaşamda da öğrencilerin gelişimini olumsuz etkiler.

Erkekler bu noktada genellikle çözüm odaklı yaklaşarak, eşitsizliklerin ortadan kaldırılması için politikaların güçlendirilmesi gerektiğini savunurlar. Eğitimde fırsat eşitliği sağlayan reformlar, bu sorunun çözülmesine yardımcı olabilir.

Sınıf: Eğitim ve Sosyoekonomik Ayrımcılık

Sosyoekonomik sınıf, örgün eğitimin en büyük eşitsizlik yaratan faktörlerinden biridir. Düşük gelirli ailelerin çocukları, genellikle daha düşük kaliteli okullarda eğitim alırlar ve bu da onların akademik başarılarını olumsuz etkiler. Eğitimdeki bu sınıfsal farklılık, bir çocuğun gelecekteki iş ve yaşam fırsatlarını doğrudan etkiler. Bu, eğitimdeki fırsat eşitsizliğinin sadece bireysel bir sorun değil, toplumsal bir sorun olduğunu gösteriyor.

Kadınlar ve erkekler bu durumu farklı açılardan ele alabilirler. Kadınlar, genellikle toplumsal dayanışma ve destekle sınıfsal eşitsizliği aşmaya çalışırken, erkekler daha stratejik olarak bu eşitsizliğin sistematik düzeyde çözülmesi gerektiğine dikkat çekerler. Ancak, her iki yaklaşım da eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için önemli katkılar sağlar.

Sonuç: Örgün Eğitimde Eşitsizliklerin Geleceği

Örgün eğitimdeki eşitsizlikler, toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi sosyal faktörlerle doğrudan ilişkilidir. Gelecekte eğitimde eşitlik sağlanması, sadece bireysel çabalarla mümkün olmayacaktır; bu, toplumsal yapılar ve normların değişmesiyle de bağlantılıdır. Eğitimde eşit fırsatlar sağlamak için daha kapsayıcı ve adil sistemler inşa edilmelidir.

Sizce eğitimde eşit fırsatlar nasıl sağlanabilir? Cinsiyet, ırk ve sınıf temelli eşitsizlikleri aşmak için ne gibi adımlar atılmalıdır? Bu konuda toplum olarak ne gibi dönüşümler yaşanmalı? Yorumlarınızı bekliyorum!
 
Üst