Ontolojik varsayım nedir ?

Emir

New member
Ontolojik Varsayım Nedir? Tanımlayıcı Bir Keşfe Çıkalım!

Evet, bir anlığına durun ve şöyle bir düşünün: Eğer hayat bir film olsa, Ontolojik Varsayım (bazılarına göre "Filmin Gerçekliği" derim) senaryosunu yazan kişi kim olurdu? Hani şu, "Beni bir sal, ben yaparım!" tavrıyla tüm evreni şekillendiren bir karakter. İhtiyacımız olan şey, belki de evrendeki en büyük problemi çözen ya da karmaşık gerçekliği tek bir cümlede açıklayan bir bakış açısı.

Şimdi, ‘ontoloji’ nedir, diye sormuyorum çünkü zaten bu başlık, bazılarımızı baştan itibaren uyandırabilir. Ama endişelenmeyin, çok teknik olmayacak. Sadece evrenin işleyişine dair yaptığımız varsayımlar üzerinden bir yolculuğa çıkacağız. Belki de dünyadaki en stratejik ve temel sorulardan birine: “Gerçek nedir?” sorusuna kafa yoracağız.

Ontolojik Varsayım: Hangi Gerçeklik Üzerine Kuruluyorsun?

Bir insanın dünyayı nasıl gördüğü ve nasıl algıladığı, o kişinin ontolojik varsayımını belirler. Kulağa biraz derin geldi, değil mi? Ama aslında düşündüğünüzde hepimizin dünyayı birer “lens” gibi görmekte olduğumuzu fark edersiniz. Yani, hayatın her anını, düşündüğümüz her düşünceyi ve aldığımız her kararı; tüm bunları önceden yaptığımız varsayımlar şekillendiriyor. Kısacası, “Benim gerçeğim, herkesin gerçeği midir?” sorusu tam da buradan başlıyor.

Peki, şimdi cinsiyetler arası farkları bir kenara bırakırsak, bu ontolojik varsayım meselesi gerçekten her insan için farklı bir çerçevede şekilleniyor. Yani birine göre “dünya pembe,” diğerine göre “dünya mavi.” Durum böyle olunca, ontolojik varsayım biraz da kişisel bir iş.

Erkekler, Kadınlar ve Ontolojik Varsayımlar: Birbirini Anlamak Mümkün Mü?

Her ikisini de biliyoruz: Erkekler, genellikle çözüm odaklıdır. Bir sorun olduğunda hemen çözüm önerisi üretir, çözümün sağlıklı olup olmadığını sormadan bile ilerlerler. Kadınlar ise daha çok duygusal ve ilişki odaklıdır; yani, onların gözünde bir sorun her zaman iki tarafın ilişki dinamiğiyle bağlantılıdır. Bu arada, cinsiyet rollerinden kaynaklanan bu farkları genellememek lazım; ama farklı bakış açıları yaratabilir. Ontolojik varsayım, işte burada devreye giriyor!

Mesela bir erkek, ilişkilerde sıkıntı çıktığında, bu durumu doğrudan çözülmesi gereken bir problem olarak görür. Hemen bir strateji geliştirmeye başlar, belki bir rota çizer: “İlk olarak şunu yapmalıyım, sonra şunu yapmalıyım...” Kadınlar ise bu durumu daha çok ilişkilerdeki empatik bir kopukluk olarak algılarlar. “Bizi neden anlamıyorsun?” sorusu daha çok duygusal bir doğrultuda sorulur. Onlar için çözüm, biraz daha duyguya dayalıdır.

Buradaki fark, aslında birinin ontolojik varsayımının tamamen "problem çözmeye yönelik" olması, diğerinin ise "ilişkiyi kurtarmaya" yönelik olmasıdır. Çoğu zaman bu iki yaklaşım birbirini yanlış anlar. Yani, erkekler çözüm bulmaya çalışırken, kadınlar "neyi" çözmeye çalıştıklarıyla ilgili sorular sorarlar. Oysa, belki de ikisinin de gözünde aynı gerçeklik vardır; sadece onu farklı şekilde algılarlar.

Ontolojik Varsayım ve Sosyal Medya: Yeni Gerçeklikler Üzerine Bir Deneysel İnceleme

Bugün, sosyal medya sayesinde herkes kendi ontolojik varsayımını (ya da en azından onun bir yansımasını) paylaşıyor. Birinin paylaştığı fotoğraf, başka birinin "gerçek"liğine göre oldukça sahte olabilirken, bir diğeri için tam anlamıyla doğruluğun ta kendisi. Bizim karşımıza çıkan tek gerçeklik, aslında bizim “gözlüklerimizle” şekillenen bir evren. Buradan hareketle, aynı bir yazarın kurduğu dünyada olduğu gibi, her insan kendi ontolojik algısıyla gerçeklik kurar. Peki, herkesin paylaştığı fotoğraflara inanmalı mıyız?

Mesela bir influencer düşünün: Günlük hayatını gösteriyor, "gerçek"ten hiçbir şey saklamıyor. Ama o "gerçek" bizim gözümüzde, onların hayatına dair kurduğumuz bir ontolojik varsayımın ürünü. Diğer insanların hayatına dair ne düşündüğümüz, o kişi hakkında nasıl bir varsayımda bulunduğumuzu gösterir. Gerçek, aslında bir algı meselesidir.

Peki, Gerçekten Ne Öğrendik?

Sonuç olarak, ontolojik varsayım meselesi sadece akademik bir tartışma alanı değil; gündelik hayatımıza da etki eder. Kimimiz dünyayı siyah-beyaz görür, kimimizse aradaki tonlara bakar. Her birimiz, evreni farklı şekilde kurar ve bu kurduğumuz evren, dünyaya bakışımızı şekillendirir.

Ontolojik varsayım, hiç beklenmedik bir anda, “Ah, işte!” dedirten bir anı yaratabilir. Gerçekliğin, doğrunun ya da yanlışın sürekli bir kayma içinde olduğunu fark ettiğimizde, belki de hayatın çok daha esnek ve çok yönlü olduğunu anlamaya başlarız.

O halde, siz kendi gözlüğünüzle dünyaya nasıl bakıyorsunuz? Ve ontolojik varsayımınız, hayatınızın her anına nasıl yansıyor? Bu soruları kendinize sormak, belki de evrendeki yerinizi bulmanıza yardımcı olabilir!
 
Üst