Ceren
New member
[color=]Tercih Yaparken Kaç Bin Üstü Yazılmalı? Soru Bu, Cevap… Onunla Geliyorum![/color]
Herkese merhaba, dostlar! Bugün sizlerle, hepimizin hayatında bir şekilde karşılaştığı ama genellikle "bu kadar da değil!" diyerek geçiştirdiği o büyük soruya odaklanıyoruz: Tercih yaparken kaç bin üstü yazılmalı? Evet, bu soruyu duydum, “Hadi bakalım, bu işin altından nasıl kalkacak?” dediğinizi duyar gibiyim. Ama merak etmeyin, biraz mizah, biraz strateji, biraz da içsel düşüncelerle bu durumu çözebiliriz.
Hadi, bir de şöyle bakalım: Bu yazıyı okuduktan sonra bir daha tercih dönemine gelmeden önce ciddi ciddi düşünüp "Kaç bin üstü yazmalıydım?" demeniz işten bile değil. Şimdi gelin, bakalım erkekler bu meseleye nasıl yaklaşır, kadınlar ise hangi empatik sorularla zihinleri karıştırır!
[color=]Erkeklerin Stratejik Yaklaşımı: Hedef, Kazanmak![/color]
Erkekler, tercihlerde her zaman olduğu gibi çözüm odaklı ve stratejik bir yaklaşım sergilerler. Bu konuda, "Ama ne kadar yazmalı?" sorusunun cevabını bulmak onlar için adeta bir askeri strateji gibidir. Yani, asıl amaç hedefe ulaşmak. Peki, hedef nedir? Tabii ki; rahat bir üniversite, düşük kredi, tatmin edici bir kampüs hayatı, ve belki biraz da öğrenci kartının sunduğu indirimlerden faydalanmak! O yüzden, çoğu erkek için "kaç bin üstü yazmalı?" sorusu çok net bir şekilde yanıtlanır: "Biraz daha, daha fazla! Neyse, biraz daha da yazalım, her ihtimale karşı."
Hedeflerinin temeli ise şu: "İyi bir sonuç almak için biraz daha fazla yazmak, başarmanın en pratik yolu!" Bu stratejiyi kullananlar, çoğunlukla çok uzaklara gitmezler; asıl hedeflerini bulduklarında, "Tamam, işte burada! Hem kolayca kazanırım, hem de hayatıma devam ederim" diye rahat ederler.
Ama tabii ki, bu yaklaşımın bazı dezavantajları da var: Yazdığınız her “bin” bir noktada iyice yükselmeye başlar ve "Acaba sonradan işimi görür mü?" diye düşünmeye başlarsınız. Biraz gerçekçi olmak gerekirse, her “bin” gerçekten her zaman işinize yarar mı? Erkeğin stratejisi bazen bu noktada zayıflar. Neyse ki, çılgınca yazan bir kişi, genellikle sonucu en iyi şekilde almak için biraz daha fazla seçeneğe sahip olur.
[color=]Kadınların Empatik Yaklaşımı: "Peki Ya Sonra?"[/color]
Kadınlar ise işin içine empatiyi katmayı ihmal etmezler. "Kaç bin üstü yazmalı?" sorusu, erkekler için bir strateji iken, kadınlar için bir nevi "Beni neler bekliyor?" sorusuna dönüşebilir. Hani böyle bir tercih yaparken, bir kadın bir şey yazdığı zaman, "Acaba seçtiğim bölümle insanlara nasıl görünürüm? Sonra mezun oldum, iş bulabilecek miyim? İş arkadaşlarım beni nasıl değerlendirir?" gibi sorularla kafayı bozabilir. Bu, elbette derin düşünce ve empati gerektiren bir konu.
Kadınların tercihlerinde, sadece akademik başarı değil, aynı zamanda sosyal çevreye olan katkı da büyük bir yer tutar. Yani, "kaç bin üstü yazmalı" sorusu aslında "acaba sosyal hayatımı nasıl etkiler?" sorusuyla birleşir. Eğer yazdığınız binlerle gitmek istediğiniz okul, kariyerinizi ve çevrenizi ciddi şekilde etkileyebilir, buna kesinlikle dikkat edilmelidir.
Kadınlar bazen sadece başarı değil, geleceğe dair bir anlam da ararlar. Mesela, yazdıkları binler ile kendilerini sadece diplomanın bir parçası olarak görmek yerine, belki de gerçekten kim olduklarını, hangi alanda parlayacaklarını düşünürler. "Benim için sadece notlar önemli değil, duygusal olarak ne hissettiğim de çok önemli!" diyecek kadar derinleşebilirler. Bu yüzden de, tercih yaparken bini yazıp yazmamak, aslında bazen bir yaşam tarzı seçimine dönüşebilir.
[color=]Gelecek Kaygıları ve “Sonra Ne Olacak?”[/color]
Ama gelin, şimdi bu noktada şu soruyu da sormadan geçmeyelim: Hadi diyelim ki birisi, "Ben 100 bin üstü yazmak istiyorum" dedi. İyi de, acaba 100 bin üstü yazdıktan sonra nasıl hissedecek? O kadar bin seçeneği arasından hangisini yazmalı? Bir gün mezun olduktan sonra, "Beni üniversite kapısına alacak kadar yazdığım sayılarla ne olacak?" düşüncesi ister istemez devreye girebilir. Bir bakıma, her bin yeni bir kaygıyı doğurur.
İşte burada işin içine toplumsal normlar giriyor. Kimimiz, "Her şey mükemmel olacak" diye tercih yaparken, kimimiz “Acaba kendimi nasıl hissederim?” diye derin derin düşünür. Birinin tercihi “Evet, bini atladım, işte orada!” olurken, bir diğeri, "Biraz daha yazayım, belki daha iyi olur!" diye sürekli düşünür. Ama sonrasında yine de “Vay be, neden 100 bin üstü yazdım?” diye sorgular.
[color=]Sonuçta… Kaç Bin Üstü Yazılmalı?[/color]
Sonuç olarak, bence herkesin tercihi kendine. Kimimiz stratejik yaklaşır, kimimiz duygusal, kimimiz ise “İyi bir sonuç, sosyal çevre ve duygusal denge!” diyerek, yazdığı sayıları düşünür. Şimdi, size soruyorum: "Kaç bin üstü yazmalı?" Konu hakkında düşündükleriniz neler? Hangi sayıya takıldınız? Hadi, fikrinizi paylaşın ve birlikte bu karmaşık ama bir o kadar da eğlenceli soruya bir cevap arayalım!
Yorumlarınızı bekliyorum!
Herkese merhaba, dostlar! Bugün sizlerle, hepimizin hayatında bir şekilde karşılaştığı ama genellikle "bu kadar da değil!" diyerek geçiştirdiği o büyük soruya odaklanıyoruz: Tercih yaparken kaç bin üstü yazılmalı? Evet, bu soruyu duydum, “Hadi bakalım, bu işin altından nasıl kalkacak?” dediğinizi duyar gibiyim. Ama merak etmeyin, biraz mizah, biraz strateji, biraz da içsel düşüncelerle bu durumu çözebiliriz.
Hadi, bir de şöyle bakalım: Bu yazıyı okuduktan sonra bir daha tercih dönemine gelmeden önce ciddi ciddi düşünüp "Kaç bin üstü yazmalıydım?" demeniz işten bile değil. Şimdi gelin, bakalım erkekler bu meseleye nasıl yaklaşır, kadınlar ise hangi empatik sorularla zihinleri karıştırır!
[color=]Erkeklerin Stratejik Yaklaşımı: Hedef, Kazanmak![/color]
Erkekler, tercihlerde her zaman olduğu gibi çözüm odaklı ve stratejik bir yaklaşım sergilerler. Bu konuda, "Ama ne kadar yazmalı?" sorusunun cevabını bulmak onlar için adeta bir askeri strateji gibidir. Yani, asıl amaç hedefe ulaşmak. Peki, hedef nedir? Tabii ki; rahat bir üniversite, düşük kredi, tatmin edici bir kampüs hayatı, ve belki biraz da öğrenci kartının sunduğu indirimlerden faydalanmak! O yüzden, çoğu erkek için "kaç bin üstü yazmalı?" sorusu çok net bir şekilde yanıtlanır: "Biraz daha, daha fazla! Neyse, biraz daha da yazalım, her ihtimale karşı."
Hedeflerinin temeli ise şu: "İyi bir sonuç almak için biraz daha fazla yazmak, başarmanın en pratik yolu!" Bu stratejiyi kullananlar, çoğunlukla çok uzaklara gitmezler; asıl hedeflerini bulduklarında, "Tamam, işte burada! Hem kolayca kazanırım, hem de hayatıma devam ederim" diye rahat ederler.
Ama tabii ki, bu yaklaşımın bazı dezavantajları da var: Yazdığınız her “bin” bir noktada iyice yükselmeye başlar ve "Acaba sonradan işimi görür mü?" diye düşünmeye başlarsınız. Biraz gerçekçi olmak gerekirse, her “bin” gerçekten her zaman işinize yarar mı? Erkeğin stratejisi bazen bu noktada zayıflar. Neyse ki, çılgınca yazan bir kişi, genellikle sonucu en iyi şekilde almak için biraz daha fazla seçeneğe sahip olur.
[color=]Kadınların Empatik Yaklaşımı: "Peki Ya Sonra?"[/color]
Kadınlar ise işin içine empatiyi katmayı ihmal etmezler. "Kaç bin üstü yazmalı?" sorusu, erkekler için bir strateji iken, kadınlar için bir nevi "Beni neler bekliyor?" sorusuna dönüşebilir. Hani böyle bir tercih yaparken, bir kadın bir şey yazdığı zaman, "Acaba seçtiğim bölümle insanlara nasıl görünürüm? Sonra mezun oldum, iş bulabilecek miyim? İş arkadaşlarım beni nasıl değerlendirir?" gibi sorularla kafayı bozabilir. Bu, elbette derin düşünce ve empati gerektiren bir konu.
Kadınların tercihlerinde, sadece akademik başarı değil, aynı zamanda sosyal çevreye olan katkı da büyük bir yer tutar. Yani, "kaç bin üstü yazmalı" sorusu aslında "acaba sosyal hayatımı nasıl etkiler?" sorusuyla birleşir. Eğer yazdığınız binlerle gitmek istediğiniz okul, kariyerinizi ve çevrenizi ciddi şekilde etkileyebilir, buna kesinlikle dikkat edilmelidir.
Kadınlar bazen sadece başarı değil, geleceğe dair bir anlam da ararlar. Mesela, yazdıkları binler ile kendilerini sadece diplomanın bir parçası olarak görmek yerine, belki de gerçekten kim olduklarını, hangi alanda parlayacaklarını düşünürler. "Benim için sadece notlar önemli değil, duygusal olarak ne hissettiğim de çok önemli!" diyecek kadar derinleşebilirler. Bu yüzden de, tercih yaparken bini yazıp yazmamak, aslında bazen bir yaşam tarzı seçimine dönüşebilir.
[color=]Gelecek Kaygıları ve “Sonra Ne Olacak?”[/color]
Ama gelin, şimdi bu noktada şu soruyu da sormadan geçmeyelim: Hadi diyelim ki birisi, "Ben 100 bin üstü yazmak istiyorum" dedi. İyi de, acaba 100 bin üstü yazdıktan sonra nasıl hissedecek? O kadar bin seçeneği arasından hangisini yazmalı? Bir gün mezun olduktan sonra, "Beni üniversite kapısına alacak kadar yazdığım sayılarla ne olacak?" düşüncesi ister istemez devreye girebilir. Bir bakıma, her bin yeni bir kaygıyı doğurur.
İşte burada işin içine toplumsal normlar giriyor. Kimimiz, "Her şey mükemmel olacak" diye tercih yaparken, kimimiz “Acaba kendimi nasıl hissederim?” diye derin derin düşünür. Birinin tercihi “Evet, bini atladım, işte orada!” olurken, bir diğeri, "Biraz daha yazayım, belki daha iyi olur!" diye sürekli düşünür. Ama sonrasında yine de “Vay be, neden 100 bin üstü yazdım?” diye sorgular.
[color=]Sonuçta… Kaç Bin Üstü Yazılmalı?[/color]
Sonuç olarak, bence herkesin tercihi kendine. Kimimiz stratejik yaklaşır, kimimiz duygusal, kimimiz ise “İyi bir sonuç, sosyal çevre ve duygusal denge!” diyerek, yazdığı sayıları düşünür. Şimdi, size soruyorum: "Kaç bin üstü yazmalı?" Konu hakkında düşündükleriniz neler? Hangi sayıya takıldınız? Hadi, fikrinizi paylaşın ve birlikte bu karmaşık ama bir o kadar da eğlenceli soruya bir cevap arayalım!
Yorumlarınızı bekliyorum!